Babacan’ın Deva’sı Ne Yapabilir?

33Views

Türkiye’de siyaset üzerine tarafsız ve tutarlı yazı yazanlara az rastlanır oldu. İktidara yakın durmak, onun fikirlerini savunmak, medyada var olmanın koşulu haline geldi.

Muhalefet görevini üstlenen sadece bir avuç medya kuruluşu ve gazeteciler kaldı.

Orantısız gücü elinde bulunduran yandaş medyanın at koşturduğu zamanda yeni kurulan partilerin işleri çok kolay değil.

Daha henüz yeni kurulan Deva partisinin üzerine gidilmeye başlandı bile. Derhal eşeledikleri toprağın altından bir açık, bir kusur, bir günah aranıyor. İtibarsızlaştırmanın klasik yöntemlerinin her türlüsünü kendilerine mubah sayan, demokrasiye ziyan anlayış, köşe başlarını tutmuş.

Sadece kendine demokrat olunmasını isteyen kalemli ve ekranlı amigolar, siyasetin sadece bugünden değil, yarından da ibaret olduğunu ne çabuk unutmuşlar.

AKP parti kuruluş sürecini özetle hatırlattıktan sonra Deva Partisiyle ilgili yazıya devam edeceğim.

Hatırlamakta fayda var AKP, Refah Partisinin tek adam yönetimine başkaldırı hareketi olarak doğdu. Yıllarca Refah Parti sayesinde makam-mevki sahibi olanlar partinin gidişatından memnun olmayıp, çağdaş dünyanın hızla ilerlerken gelenekçi yapıyla bir yere varılamayacağı iddiasıyla mücadele başlatmışlardı.

Yenilikçiler kanadında Abdullah Gül, Gelenekçi kanadında Erbakan’ın desteklediği Recai Kutan başrol almış, kurultayda Abdullah Gül, Recai Kutana karşı kaybetmişti. Kurultaydan sonra yenilikçiler artık burada siyaset yapılamayacağını düşünerek koptular.

Ağustos 2001 tarihinde AKP’yi kurduklarında basın, bunların iktidara gelmelerine ihtimal vermiyordu. Üstüne üstlük Recep Tayyip Erdoğan da siyasi yasaklı olduğundan muhtar dahi seçilemiyordu.

Sonrasını anlatmaya gerek yok sanırım. Siyaset denizinde pekte beklenmeyen dalgaların kaldırma kuvveti 15 ay sonra Kasım 2002 de AKP’yi oyların yüzde 34,6’la tek başına iktidara getirdi.

Dahası var. Yasaklı olan Genel başkan Recep Tayyip Erdoğan bu seçimde Milletvekili olamıyor dolayısıyla TBMM’de yer alamıyordu. CHP’nin desteği ve Anayasa değişikliğiyle aşılmış Erdoğan, Siirt’ten Milletvekili seçilerek TBMM’ye girmiş, ardından süreç içerisinde Başbakan, Cumhurbaşkanlığı makamlarını kazanmıştı.

Yandaş medyanın hafızalarından silmek istedikleri AKP’nin sadece kuruluş sürecindeki zorluklar değil, aynı zamanda ilk seçim süreçlerinde taahhüt ettikleri demokratik ve ekonomik genişlemelerdi. AKP’liler 2002 de taahhüt ettikleri demokratik ve ekonomik genişlemelerin çok gerisine düştüklerini, memleketin mutsuz ve umutsuzluk içinde kıvrandığını duymak ve duyurmak istemezler.

Şimdi tekrar Deva Partisinin nasıl bir potansiyel barındırdığına tarafsız bir gözle bakmaya çalışayım.

Siyasette kimseye kefil olunamayacağını baştan belirteyim. Fakat bu kefalet hassaslığı, toptancı bir yaklaşımla siyasetçileri karalamak anlamına gelmez. Yeni kurulan partilere önyargılarla hüküm giydirmek hem hatalı hem de haksız bir tutum olur.

Kendilerine zaman tanımak, ne yapmak ve nasıl yapmak istediklerini izlemek gerekir. Özellikle Türkiye’nin birçok alanda zemin kaybettiği, toplumun çıkış yolu bulmakta zorlandığı bugünlerde yeni aktörlere ve atılımlara ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.

Çünkü Türkiye’de siyaset sahiciliğini yitirmiştir. İktidar vaatlerini ve söylemlerini yerine getirmekten çok uzaklaşmış. Vatandaşın bir tarafta dinlediği hikâye bir tarafta de yaşadıkları sıkıntı dolu pratikler var. Taşıdıkları kaygılar da cabası. Mevcut duruma ve geleceğe kaygılı bakış halleri yeni bir aktörün etrafında kümelenme potansiyeli yaratabilir. Bundan 18 yıl önce AKP’nin etrafında kümelenilmesi gibi.

Erdoğan, o dönemlerde aleyhinde çıkan gazete manşetleriyle yılmadan, çarpışa çarpışa yükseldiğini bizzat kendisi anlatır.
Bugünün basın dünyasında birçok yazar, karakter erozyonunun altında yandaşlıktan geçiniyor. Dolayısıyla yeni kurulan Deva Partisini ya yok saymaya ya da karalayarak durumdan vazife çıkarmaya gayret ediyor.

Deva partisi sosyal medyanın sağladığı dijital yayınlarla sesini duyuruyor. ‘’Şartlar en çok siyaset dünyasında değişir’’ savı bizlere son yerel seçimlerde gösterdi. İktidar, sınırsız medya ve bürokrasi gücüne rağmen büyük şehirleri şartların değişmesiyle kaybetti. Bu şartları doğuran etmenlerin başında sakin, fakat mücadele azmi olan doğru adaylar geliyor.

Deva Partisi, şartlara uygun politik pratiklerini hayata geçirecek azim ortaya koyabilirse, AKP’yi göbekten çatlatması ihtimal dahilindedir.

Klasik medya ne kadar orantısız güçle abanırsa abansın, toplumda şartların değiştiği hissiyatı oluşunca kendine yeni bir parti yeni bir aktör arar.

Bu arayış Deva Partisini nereye taşır, şimdiden kestirmek için çok erken.

i.karaoglan@superonline.com

Express Your Reaction
Like
Love
Haha
Wow
Sad
Angry

Bir Cevap Yazın

Yardıma ihtiyacın mı var? Bize yazın!
%d blogcu bunu beğendi: